adi ortaklık mı limited şirket mi

Adişirket, şirket kuruluş süreçlerinde kişilere kolaylık sağlayan ve herhangi bir ticari unvan gerektirmeyen şirket türlerindendir. Mevzuat açısından da çok fazla ayrıntı barındırmadığı için en sık tercih edilen şirketler arasındadır. Birçok avantaja sahip olan adi şirket türü, şahıs şirket grubuna dâhildir. En basit şirket modeli olarak tanımlanan adi AnonimŞirket Kaç Ortak Olur? Türk Ticaret Kanunu, anonim şirketin bir ya da birden çok kişi tarafından kurulabileceğini söyler. Yani bir anonim şirket en az bir kişi tarafından kurulabilir ve bu bir kişi tüzel ya da gerçek kişi olabilir. Aynı zamanda en fazla 500 ortak ile bu şirket türü kurulabilmektedir. a Adi Ortaklıklar İki yada daha çok kişinin para, mal yada emek olarak bir ser*maye koymaları ile oluşur. Sermayesi paylara bölünmüş ko*mandit şirketler ile limited şirketler de sermaye ortaklıkları olarak sayılabilir. Kollektif Ortaklıklar yalnız başına mı, birlikte mi temsile yetkili olacakları. Eknot: E-Ticaret ve Faktoring şirketleri, anonim ve limited şirketlerin de içinde bulunduğu sermaye şirketi olarak veya şahıs şirketi olarak kurulabilir. Anonim ve Limited Şirket Farkları. Limited şirket ve Anonim şirket arasındaki farklar ortak sayısı, ortakların sorumlulukları ve hisse devridir. Hattaşirketi idare ve temsil yetkisi ortak olmayan kimselere de yani dışarıdan seçilmiş müdürlere de bırakılabiliyor. Bu bağlamda devlet memurlarının limited şirketlerde kanuni temsilci olmadan ortak olmalarına engel bir yasal düzenleme yok. Nitekim, Danıştay’ın görüşü de Devlet memurlarının limited şirkete sadece Meilleur Site De Rencontre Gratuit France. ANONİM / LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ SİGORTALILIK STATÜSÜ Yazar; Hüseyin KASAY Şirket ortakları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereğince, 4/b kapsamında, sigortalı sayılmaktadırlar. 1 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile hizmet çakışması durumuyla ilgili bir düzenlemeye gidilmiştir. 6111 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce bir sigortalının 4/a SSK ve 4/b BAĞKUR kapsamında sigortalılığının çakışması halinde, önce başlayan sigortalılık hali geçerli sayılmaktaydı. Örneğin, kişi limited şirket ortağıyken hizmet akdine tabi olarak bir işyerinde çalışmaya başlarsa, limited şirket ortaklığı daha önce başladığı için 4/b Bağ-kur kapsamında sigortalı sayılmaktaydı. 6111 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle beraber 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapıldı ve sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının a ve b bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde kanun kapsamına girmesi halinde 4. maddenin birinci fıkrasının a bendi SSK kapsamında sigortalı sayılacağı hüküm altına alındı. Sigortalının aynı anda 4/a SSK ve 4/b Bağ-Kur kapsamında sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde kanun kapsamına girmesi halinde ise 4/a SSK kapsamında sigortalı sayılacak. Yani şirket hisselerini devretmeden bir başka yerde SSK’lı çalışmaya başlarsa SSK 4/a sigortalılığı başlayacak. Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının 4/a SSK bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan 4/b BAĞKUR sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4/b Bağ-kur kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4/a SSK kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. 5510 sayılı Kanun’a göre, 4-1/b bendi kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, 4-1/a bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler. Hatta şirket ortağı olduğu şirkette bilfiil üçüncü bir kişinin işini de yapsa, tarihinden sonra artık hiç kimse kendisine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, 4-1/a bendi kapsamında sigortalı olmayacaktır. Ancak, tarihinden önce, 5510 sayılı Kanun’un 4-1/b bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, usulüne uygun şekilde kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden 4-1/a bendine tabi prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilmektedir. Örneğin, tarihinden önce SSK sigortalısı olarak çalıştığı şirkete sonradan ortak olanların SSK sigortalılığı kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilmektedir. Ancak, benzer şekilde tarihinden sonra SSK sigortalısı olarak çalıştığı şirkete sonradan ortak olanların SSK sigortalısı olmaları mümkün olmayacaktır.[1] Adi Şirket Ortağı Hiçbir şekilde kendi şirketinde 4/a sigortalısı olamaz. ** Kollektif Şirket Ortağı Limited Şirket Ortağı Adi Komandit Şirket Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyesi Ortak Hiçbir şekilde kendi şirketinde 4/a sigortalısı olamaz. ** Yönetim Kurulu Üyesi Olmayan Kurucu Ortak 4/b sigortalısı olanlar arasında sayılmamıştır. Bu nedenle kendisine ait anonim şirkette hizmet akdine tabi çalışması halinde 4/a kapsamında sigortalı bildirilebilir. Yönetim Kurulu Üyesi Olmayan Diğer Ortak 4/b sigortalısı olanlar arasında sayılmamıştır. Şirkette ayrıca başka bir görev üstleniyorsa hizmet akdinin mevcudiyeti halinde 4/a kapsamında sigortalı bildirilebilir. ** NOT Kollektif Şirket ve Adi Şirket Ortakları hariç tarihinden önce bir hizmet akdine dayanarak SSK tabi çalıştıkları şirkette sonradan ortak olanlar SSK sigortaları sonradan kesintiye uğrayıncaya kadar 4/b BAĞ-KUR sayılmazlar, bunlar 4/a kapsamında sigortalı sayılırlar. ——————————————————————————————- [1] 5510 Sayılı Kanun Sigortalılık hallerinin birleşmesi MADDE 53- Değişik birinci fıkra 13/2/2011-6111/33 md. Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının a ve b bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile c bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının c bendi kapsamında, a ve b bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının a bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 4 numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının b bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda, b bendinin 4 numaralı alt bendi dışındaki diğer sigortalılık durumu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendi kapsamında muhtar sigortalılığı ile aynı maddenin birinci fıkrasının b bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda muhtar sigortalılığı dikkate alınır. Adi ortaklık mükellefiyette bilançoya esasına geçiş mecburiyeti var mı? İşletme esasından bilançoya geçişlerde 2022 tutarlarını mı dikkate alacağım? 1-Adi ortaklı da VUK 177. maddedeki rakamsal hadleri aşması halinde elbette Bilanço esasına göre defter tutulur. 2-2022 için 2021 yılı alış-satış rakamları dikkate alınır. Hadler aralık ayında açıklanır. İSMMMO Duyuru Değerli Üyemiz, Defter tutma ve tasdikleri konusunda Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca Tarih ve 28502 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan TİCARİ DEFTERLERE İLİŞKİN TEBLİĞ, VUK ve TTK hükümlerine göre tutulacak defterlerin açılış / kapanış onayı hakkında, Defter beyan sisteminden ve e-defter sisteminden tutulacak defterler konusundaki bilgiler aşağıda belirtilmiştir. MÜKELLEFİYETE GÖRE TASDİK ETTİRİLECEK DEFTERLER ❖ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN 1-Bilanço Esasına Göre Tutulacak Defterler Gerçek Kişiler; a-Yevmiye Defteri b-Defteri Kebir c-Envanter Defteri 2-Kollektif ve Komandit Şirketler a-Yevmiye Defteri b-Defteri Kebir c-Envanter Defteri d-Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri Ticari Defter Tebliği Madde -5/2 3-İşletme Esasına Göre Tutulacak Defter; Tarihli Resmî gazetede yayımlanan VUK 486 Seri numaralı Genel tebliğine göre; İşletme Defteri GİB Web sayfası üzerinden. “Defter-Beyan Sistemin” de Elektronik ortamda tutulmaktadır. 4-Serbest Meslek Erbabının Tutacağı Defter; Tarihli Resmî gazetede yayımlanan VUK 486 Seri numaralı Genel tebliğine göre; Serbest Meslek Kazanç Defteri GİB Web sayfası üzerinden. “Defter-Beyan Sistemin” de Elektronik ortamda tutulmaktadır. 5 Gerçek Usule Tabi Çiftçilerin Tutacağı Defterler Çiftçi İşletme Defteri Zirai işletme hesabı esasına göre kazancı gerçek usulde tespit olunanların çiftçiler tutmuş oldukları defterdir. Tarihli Resmî gazetede yayımlanan VUK 486 Seri numaralı Genel tebliğine göre; Çiftçi İşletme Defteri GİB Web sayfası üzerinden. “Defter-Beyan Sistemin” de Elektronik ortamda tutulmaktadır. Çiftçiler, diledikleri takdirde Çiftçi İşletme Defteri yerine BİLANÇO esasına göre de defter tutabilirler. GVK Defter Beyan Sisteminde tutulan defterler için İlk müracaat, açılış ve kapanış işlemleri DEFTER BEYAN SİSİTEMİNE MÜRACAAT Defter-Beyan Sistemini İLK DEFA kullanmaya başlayacak olan mükellefler takvim yılından önceki ayın son gününe 31 Aralık kadar bugün dahil adresi üzerinden veya gelir vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesi aracılığıyla başvuru yapmaları gerekmektedir. İlk defa veya yeniden işe başlama ile sınıf değiştirme hallerinde kullanmaya başlamadan önce, izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları ise defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk gününde GİB tarafından elektronik olarak yapılır. Açılış onayı Vergi Usul Kanun’da öngörülen tasdik hükmündedir Defter-Beyan Sistemi üzerinden tutulan defterler, Vergi Usul Kanun’u kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilmektedir. Defter-Beyan Sistemi kullanmakla yükümlü olan mükelleflerden defter tutmak zorunda olanların kâğıt ortamında tuttukları defterlerin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Defterlere ait oldukları takvim yılının son ayını takip eden dördüncü ayın sonuna kadar GİB tarafından elektronik ortamda kapanış onayı yapılır. ❖ KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN 1- ANONİM ŞİRKETLER a -Yevmiye Defteri b -Defteri Kebir c -Envanter Defteri d -Damga Vergisi Defteri e -Yönetim Kurulu Karar Defteri f -Pay Defteri g -Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla ve bu Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olanların yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1 2-LİMİTED ŞİRKETLER a Yevmiye Defteri b Defteri Kebir c Envanter Defteri d Pay Defteri e Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri Limited şirketlerde halen kullanılmakta olan ortaklar kurulu karar defterlerinde yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla, genel kurul toplantı ve müzakere defteri olarak kullanılmaya devam olunabilir. Ticari Defter Tebliği Geçici Madde -3/2 Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla ve bu Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olanların yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1 LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRLER KURULU DEFTERİ HAKKINDA AÇIKLAMA Bu defterin tutulması zorunlu değildir. Bu defteri tutmak istemeyenler; Limited şirkette aldıkları kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydetmek zorundadırlar. Limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulunun şirket yönetimi ile ilgili olarak aldığı kararlar genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilebileceği gibi ayrı bir müdürler kurulu karar defteri de tutulabilir. Müdürler kurulu karar defterinin tutulması halinde açılış ve kapanış onayları dahil olmak üzere yönetim kurulu karar defterine ilişkin hükümler uygulanır. Kararların genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilmesi halinde Ticari Defterler Tebliğinin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hususların yazılması zorunludur. Ayrı bir müdürler kurulu karar defteri tutulması halinde müdür veya müdürler kurulu kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilemez. 3- KOOPERATİFLERİN TUTACAĞI DEFTERLER 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan kooperatifler ile bunların üst kuruluşları aşağıdaki defterleri tutacaktır. a Yevmiye Defteri b Defteri Kebir c Envanter Defteri d Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri e Yönetim Kurulu Karar Defteri f Pay Defteri DERNEK VE VAKIFLARIN İKTİSADİ İŞLETMELERİNİN TUTACAĞI DEFTERLER a Yevmiye Defteri b Defteri Kebir c Envanter Defteri DİĞER DEFTERLER Yukarıda sayılanlar dışında ihtiyaç halinde tutulması gereken defterler İmalat defteri, Kombine imalatta imalat defteri, Bitim işleri defteri, Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri, Ambar defteri, Anonim Şirketler ve Damga Vergisi için SÜREKLİ mükellefiyetti olanlar DAMGA VERGİSİ DEFTERİ tutmak zorundadır. ❖ DEFTERLERİN TASDİK ZAMANI Gerek VUK gerekse TTK hükümlerine göre Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda Normal hesap dönemleri için ARALIK AYI SONUNA KADAR; Hesap dönemleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda; Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde; Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce. 5- Anonim Şirketler, Limited Şirketler, Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler ve Kooperatiflerin İlk kuruluşunda kullanmak zorunda oldukları defterlerinin tamamı ticaret sicilinde onaylatılacaktır. ❖ TASDİK YENİLEME ARA TASDİK VUK MD. 222 ve TİCARİ DEFTER TEBLİĞİ MADDE 17–18 Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar. ❖ ARA TASDİK TASDİK YENİLEME YAPILABİLECEK DEFTERLER 1- Yevmiye defteri, Ara tasdik yapılmasan önce, kapanış onayı yaptırılması gerekir. 2- Defteri kebir, 3- Envanter defteri 4- Yönetim Kurulu Karar Defteri, Ara tasdik yapılmasan önce kapanış onayı yaptırılması gerekir. 5- Kullanılması halinde Damga Vergisi Defteri ❖ KAPANIŞ ONAYI TASDİKİ YAPILACAK DEFTERLER TTK MD 64/ 3, 5 1- Anonim Şirket Yönetim Kurulu KARAR DEFTERİ, İzleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için OCAK AYI Sonu 2- Bilanço esasına göre defter tutan TÜM MÜKELLELERİN YEVMİYE DEFTERİ, İzleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için HAZİRAN AYI Sonu Yukarıdaki defterler dışındaki defterlerin KAPANIŞ TASDİKİ YAPTIRILMAZ. ❖ E-DEFTER TUTANLAR; YEVMİYE VE DEFTER-İ KEBİR DIŞINDAKİ DEFTERLERİ NOTERE TASDİK ETTİRECEKLER E- defter tutan mükellefler; Yevmiye ve Defteri Kebir defterleri dışında, Tutmak zorunda oldukları defterleri kâğıt ortamında tasdik ettirmek ve tutmak zorundadırlar. ❖ E-DEFTER’E GEÇİŞ TARİHİLERİ 1- e-Fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler, e-Fatura uygulamasına geçiş süresi içinde e-Fatura uygulamasına yıl içinde zorunlu olarak geçen mükellefler bakımından izleyen yılın başından itibaren, Yukarıdaki hükme göre 2020 Hesap dönemi brüt satış hasılatı veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı 5 Milyon TL’yi geçen mükellefler 01/01/2022 Tarihinden itibaren E- Deftere geçmek zorundadır. Elektronik Defter Genel Tebliği Sıra No 1’inde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Sıra No 3 Md. 1 2- 2021 yılında e-Fatura uygulamasına zorunlu olarak geçiş yapan mükellefler, tarihi itibariyle e-Defter uygulamasına geçiş yapmak zorundalar. 3-Bağımsız denetime tabi olan şirketler e-Defter tutmaları zorunludur e-Defter başvurusu nasıl yapılır ? Elektronik Defter başvurusu yapmak için tüzel kişilerin Mali Mühür, gerçek kişilerin ise Mali Mühür veya e-İmza temin ederek adresinden başvurularını yapmaları gerekir. ❖ TİCARET SİCİL TASDİKNAMESİ ALMA ZORUNLULUĞU Ticaret siciline kayıtlı bulunanlar; Ticari defterlerinin noterlere tasdikleri sırasında, TTK. nun 64. maddesinde belirtilen ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 16’ncı maddesi uyarınca Ticaret sicil müdürlüklerinden alacakları “TİCARET SİCİLİ TASDİKNAMESİ” Noterlere ibraz edilecektir. Ancak; Tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 16/6. maddesine göre “Sicil tasdiknamesi; Tasdiknamede yer alan bilgilerde bir değişiklik olmadığı veya yenisi düzenlenmediği sürece geçerlidir.” Hükmüne göre önceki yıl veya yıllarda alınmış belgeler yukarıdaki koşulları taşıması halinde yeniden alınmasına gerek yoktur. Eski tarihli belge notere ibrazı yeterlidir. Sağlıklı çalışmalar dilerim. Saygılarımla, Yücel AKDEMİR İSMMMO Başkanı Limited Şirketin ortakları Haziran/2022 de değişti. geçici vergi beyannamesinin ekinde güncel durumu bildirmek yeterli mi yoksa internet vergi dairesinden elektronik formu da doldurmak gerekiyor mu? 2. Dönem geçici vergi beyannamesinin ekinde bildirimi güncellemek yeterlidir. Limited Şirketin ortakları Haziran/2022 de değişti. geçici vergi beyannamesinin ekinde güncel durumu bildirmek yeterli mi yoksa internet vergi dairesinden elektronik formu da doldurmak gerekiyor mu? 2. Dönem geçici vergi beyannamesinin ekinde bildirimi güncellemek yeterlidir. Limited Şirketin ortakları Haziran/2022 de değişti. geçici vergi beyannamesinin ekinde güncel durumu bildirmek yeterli mi yoksa internet vergi dairesinden elektronik formu da doldurmak gerekiyor mu? 2. Dönem geçici vergi beyannamesinin ekinde bildirimi güncellemek yeterlidir. İSMMMO AÇIKLAMA GERÇEK FAYDALANICIYA İLİŞKİN BİLDİRİM FORMU HAKKINDA AÇIKLAMA 529 Sıra Vergi Usul Kanunu Tebliği ile 01 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla faal olan Tasfiye işlemi devam edenler dâhil; Aşağıda belirtilen Mükellefler tarihine kadar “Gerçek Faydalanıcıya İlişkin Bildirim Formunu” verecektir. Form defter tutma yükümlülüğüne göre değil, Mükellefiyete göre verilecektir. Aşağıdaki Mükellefler “Gerçek Faydalanıcıya İlişkin Bildirim Formu” vermek zorundadır. A Kurumlar Vergisi Mükellefleri; 1 Sermaye şirketleri 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan Anonim, Limited ve Sermayesi paylara bölünmüş Komandit Şirketler 2 Kooperatifler 3 Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler 4 İş ortaklıkları 5 KVK 2. Maddesinde sayılan diğer mükellefler a b c B Kolektifşirketlerde şirketi temsile yetkili kimse veya ortak, eshamsız komandit şirketlerde komandite ortaklardan biri ve Adi Ortaklıklar Adına En Yüksek Ortaklık Payına Sahip Kişi, Türkiye’de yönetim merkezi olan veya Türkiye’de mukim yöneticisi olan yabancı ülkede kurulmuş trust ve benzeri teşekküllerin yöneticileri, mütevellileri veya temsilcileri, vermek zorundadırlar. C Yeni mükellefiyet tesis ettirilmesi veya daha önce bildirime ekledikleri bilgilerde değişiklik olması halinde, yeni mükellefiyet tesisini veya bilgi değişikliğini, bunların gerçekleştiği tarihi takip eden bir ay içerisinde bildirmeleri gerekmektedir. Yukarıdaki Tüzel kişilerde; Tüzel kişiliğin %25’i aşan hissesine sahip gerçek kişi ortakları, Tüzel kişiliğin %25’i aşan hissesine sahip gerçek kişi ortağının gerçek faydalanıcı olmadığından şüphelenilmesi veya bu oranda hisseye sahip gerçek kişi ortak bulunmaması durumunda, tüzel kişiliği nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişiler, a ve b bentler kapsamında gerçek faydalanıcının tespit edilemediği durumlarda, en üst düzey icra yetkisine sahip gerçek kişi ya da kişiler, Yönetim kurulu başkanı veya imzaya yetkili kişi veya kişiler gerçek faydalanıcı olarak kabul edilerek bildirime yazılacaktır. “Gerçek Faydalanıcıya İlişkin Bildirim Formunu” nasıl ve nereden verilecektir? Tarihine kadar verilecek ilk form; MÜKELLEFİN GİB İNTERNET VERGİ DAİRESİ ŞİFRESİ kullanılarak giriş yapılır. Sayfada açılan başlıklardan Diğer Bildirim ve Bilgi Girişleri’ menüsünde ki “Gerçek Faydalanıcıya İlişkin Bildirim Formunu” doldurulur. Formda yer alan; TÜRÜ Mükellefiyetgrubuseçilecek YILI 2021 AY AĞUSTOS ÜLKE İl, ilçe ve Adres bilgileri ve formdaki ilgili alanlar doldurulacaktır. Açıklayıcı bilgiler Formun “Gerçek Faydalanıcıya İlişkin Bildirim Formuna Ait Bilgiler” bölümündedir. Tebliğe göre; Kurumlar vergisi mükellefleri tarihinde verilen formun bundan sonraki zamanlar da Kurum Geçici Vergi Beyannamesi ile vereceklerdir. 2021/3. Dönem den itibaren Kurumlar Vergisi Mükellefleri dışında kalan mükellef söz konusu formu Yukarıda B bölümünde sayılan mükellefler Yılda bir kez GİB İnternet VD sisteminden vereceklerdir. Geçici vergi Beyannamesi ile vermeyeceklerdir. Form; Meslek mensubunun şifresi ile verilmez. Formun düzenleyen kısmına şirketin yetkilisinin veya formu dolduranın bilgileri yazılacak Meslek mensubunu bilgileri YAZILMAZ. “Gerçek Faydalanıcı Bilgisi Bildirimi Formu”; SMMM, YMM, AVUKAT ve 529 Seri Numaralı VUK Genel Tebliğin 4 2 tebliğde sayılan diğer kurum ve kişiler den GİB TARAFINDAN TALEP edilmesi halinde verilecektir. Başka bir ifade ile bu kişi ve kuruluşlar SMMM, YMM’ler dâhil ve takip eden dönemler “Gerçek Faydalanıcı Bilgisi Bildirimi Formu” vermeyeceklerdir. CEZA UYGULAMASI 529 Seri No’lu VUK Genel Tebliğin de Formu vermeyenler, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olacağı belirtilmiştir. 13 Temmuz 2021 SALI Resmî Gazete Sayı 31540 TEBLİĞ Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ SIRA NO 529 Amaç ve kapsam MADDE 1 – 1 Gelirlerin/servetlerin arkasındaki gerçek isimlerin bilinmesi vergi kaçakçılığı ile mücadele açısından büyük önem arz etmektedir. Ülkemizin de üyesi bulunduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Vergi Amaçlarına Yönelik Şeffaflık ve Bilgi Değişimi Küresel Forumu Küresel Forum, vergi kaçakçılığıyla mücadele amacına yönelik olarak çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda, Küresel Forum, faaliyetleri gereği şeffaflık ve bilgi değişimi konusunda ülkelerin uyması gereken uluslararası asgari standartlar oluşturmuş olup tüzel kişiliklerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcısının bilinmesi hususu standardın unsurlarından biridir. Bu konu, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla Mali Eylem Görev Gücü tarafından belirlenen tavsiyelerde de karşılık bulmaktadır. 2 Bu kapsamda, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi amacıyla gerçek faydalanıcının belirlenmesine ve bildirilmesine ilişkin olarak bildirim zorunluluğu getirilen mükelleflerin kapsamı, bildirimin şekli, bildirimde bulunulacak dönem, bildirim verme zamanı, bildirimin gönderilme usulü ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir. Tanımlar ve kısaltmalar MADDE 2 – 1 Bu Tebliğ uygulamasında; a Gerçek faydalanıcı Tüzel kişi veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da bunlar üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişileri, b Tedbirler Yönetmeliği 10/12/2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliği, c Trust Bir malvarlığının belirli bir lehtar ya da lehtar grubunun yararlanması için, malvarlığının maliki olan sözleşme kurucusu tarafından, söz konusu malvarlığının yönetimi, kullanımı ya da sözleşmede belirtilen diğer tasarruflarda bulunulması amacıyla sözleşmeyi icra eden bir mütevellinin kontrolüne bırakılmasını hüküm altına alan hukuki ilişkiyi, ifade eder. Dayanak MADDE 3 – 1 Bu Tebliğ, 3/11/2011 tarihinde imzalanan ve 3/5/2017 tarihli ve 7018 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 1/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi, yürürlükteki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları ile 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149, 152/A ve 256 ncı maddeleri ve mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının 4 numaralı bendine dayanılarak hazırlanmıştır. Gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimi verme zorunluluğu getirilenler MADDE 4 – 1 Bu Tebliğin konusunu teşkil eden gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimini, bildirim verme süresinin başladığı 1/8/2021 tarihi itibarıyla faal olan tasfiye işlemi devam edenler dâhil; a Kurumlar vergisi mükellefleri, b Kollektif şirketlerde şirketi temsile yetkili kimse veya ortak, eshamsız komandit şirketlerde komandite ortaklardan biri ve adi ortaklıklar adına en yüksek ortaklık payına sahip kişi, Türkiye’de yönetim merkezi olan veya Türkiye’de mukim yöneticisi olan yabancı ülkede kurulmuş trust ve benzeri teşekküllerin yöneticileri, mütevellileri veya temsilcileri, vermek zorundadırlar. 2 Ayrıca; Tedbirler Yönetmeliğinde 11/10/2006 tarihli ve 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasında yükümlü sayılan; a Bankalar, b Bankalar dışında banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz kuruluşlar, c Kambiyo mevzuatında belirtilen yetkili müesseseler, ç Finansman ve faktoring şirketleri, d Sermaye piyasası aracı kurumları ve portföy yönetim şirketleri, e Ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşları, f Yatırım ortaklıkları, g Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile sigorta ve reasürans brokerleri, ğ Finansal kiralama şirketleri, h Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde takas ve saklama hizmeti veren kuruluşlar, ı Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasasına ilişkin saklama hizmeti ile sınırlı olmak üzere Borsa İstanbul Anonim Şirketi, i Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi ile kargo şirketleri, j Varlık yönetim şirketleri, k Kıymetli maden, taş veya mücevher alım satımı yapanlar ile bu işlemlere aracılık edenler, l Cumhuriyet altın sikkeleri ile Cumhuriyet ziynet altınlarını basma faaliyeti ile sınırlı olmak üzere Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, m Kıymetli madenler aracı kuruluşları, n Ticaret amacıyla taşınmaz alım satımıyla uğraşanlar ile bu işlemlere aracılık edenler, o İş makineleri dâhil her türlü deniz, hava ve kara nakil vasıtalarının alım satımı ile uğraşanlar ile bu işlemlere aracılık edenler, ö Tarihi eser, antika ve sanat eseri alım satımı ile uğraşanlar veya bunların müzayedeciliğini yapanlar, p Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Jokey Kulübü ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığı dâhil talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler, r Spor kulüpleri, s Noterler, ş Savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin birinci fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında ifa edilen mesleki çalışmalar nedeniyle edinilen bilgiler hariç olmak üzere; taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması ve kaldırılması, şirket, vakıf ve dernek kurulması, birleştirilmesi ile bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesi işlerine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi, banka, menkul kıymet ve her türlü hesaplar ile bu hesaplarda yer alan varlıkların idaresi işleriyle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar, t Bir işverene bağlı olmaksızın çalışan serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler, u Finansal piyasalarda denetim yapmakla yetkili bağımsız denetim kuruluşları, ü Kripto varlık hizmet sağlayıcılar, v Tasarruf finansman şirketleri, ile bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından talep edildiğinde müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin gerçek faydalanıcı bilgisini Başkanlığa bildirmek zorundadır. 3 Merkezi yurtdışında bulunan yükümlünün şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından talep edildiğinde müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin gerçek faydalanıcı bilgisini Başkanlığa bildirmek zorundadır. Gerçek faydalanıcının belirlenmesi MADDE 5 – 1 Tüzel kişilerde; a Tüzel kişiliğin yüzde yirmi beşi aşan hissesine sahip gerçek kişi ortakları, b Tüzel kişiliğin yüzde yirmi beşi aşan hissesine sahip gerçek kişi ortağının gerçek faydalanıcı olmadığından şüphelenilmesi veya bu oranda hisseye sahip gerçek kişi ortak bulunmaması durumunda, tüzel kişiliği nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişiler, c a ve b bentleri kapsamında gerçek faydalanıcının tespit edilemediği durumlarda, en üst düzey icra yetkisine sahip gerçek kişi ya da kişiler, gerçek faydalanıcı olarak kabul edilerek bildirime konu edilir. 2 Tedbirler Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen tüzel kişiliği olmayan iş ortaklıkları gibi teşekküllerde; a Tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişiler, b a bendi kapsamında gerçek faydalanıcının tespit edilememesi halinde tüzel kişiliği olmayan teşekkül nezdinde en üst düzeyde icra yetkisine sahip gerçek kişi ya da kişiler, üst düzey yönetici sıfatıyla gerçek faydalanıcı olarak kabul edilir ve bildirime konu edilir. 3 Trust ve benzeri teşekküllerde; kurucular, mütevelli, yönetici, denetçi veya faydalanıcı sıfatını haiz olanlar ya da bu teşekküller üzerinde nüfuz sahibi olanlar gerçek faydalanıcı olarak kabul edilerek bildirime konu edilir. Bildirimin dönemi ve verilme zamanı MADDE 6 – 1 Bildirim yapma yükümlülüğü getirilen kurumlar vergisi mükellefleri, gerçek faydalanıcı bilgisini geçici vergi beyannameleri ve yıllık kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bildirmek zorundadır. 2 Kurumlar vergisi mükellefleri dışında kalan diğer mükellefler ile diğer kişiler gerçek faydalanıcı bilgisini her yılın Ağustos ayı sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bir form ile elektronik ortamda bildirmek zorundadır. 3 Birinci ve ikinci fıkrada belirtilenlerin yeni mükellefiyet tesis ettirmesi veya daha önce bildirime ekledikleri bilgilerde değişiklik olması halinde, yeni mükellefiyet tesisini veya bilgi değişikliğini, bunların gerçekleştiği tarihi takip eden bir ay içerisinde bildirmeleri gerekmektedir. Bildirimin şekli MADDE 7 – 1 Kurumlar vergisi mükellefleri yıllık ve geçici vergi beyannamelerinin ekinde, kurumlar vergisi mükellefleri dışında kalan mükellefler ile bildirim yapması gereken diğer kişiler ise dördüncü fıkrada belirtilen bildirim formu ile bildirim yaparlar. 2 Bildirim yapma yükümlülüğü getirilen kurumlar vergisi mükellefleri söz konusu beyannameler aracılığıyla; gerçek faydalanıcıların adı, soyadı, vatandaşlıkları, kimlik numaraları ve adresleri, varsa telefon, faks ve elektronik posta bilgileri ile gerçek faydalanıcılığın sebebini bildirirler. 3 Bildirim formu ile bildirim verme yükümlülüğü getirilenler, “gerçek faydalanıcıya ilişkin bildirim formu” ile gerçek faydalanıcıların adı, soyadı, vatandaşlıkları, kimlik numaraları, adresleri, varsa telefon, faks ve elektronik posta bilgileri ile gerçek faydalanıcılığın sebebini bildirirler. 4 Kapsama giren mükellefler ve diğer kişiler tarafından bildirim; İnternet Vergi Dairesinde yer alan açıklamalara uygun şekilde elektronik ortamda İnternet Vergi Dairesi üzerinden “gerçek faydalanıcıya ilişkin bildirim formu” doldurularak verilecektir. 5 Kapsama giren mükellefler ve diğer kişilerin bağlı bulunduğu vergi dairesinden kullanıcı kodu, parola ve şifre almaları gerekmektedir. Kağıt ortamında elden veya posta ile bildirim formu kabul edilmeyecektir. Bildirim formunun elektronik ortamda verilmiş sayılabilmesi için sistem üzerinden onaylama işleminin yapılması şarttır. Onaylama işlemi en geç bildirimin verilmesi gereken sürenin son günü saat 2359’a kadar tamamlanmalıdır. 6 Bildirimin elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu olduğundan vergi dairesi müdürlükleri/malmüdürlükleri, bildirimi kâğıt ortamında hiçbir şekilde kabul etmeyecektir. 7 Elektronik ortam dışında gönderilen bildirim verilmemiş sayılacaktır. 8 “Gerçek faydalanıcıya ilişkin bildirim formu”, mükellef tarafından bizzat gönderilebileceği gibi ilgili dönemde, aracılık ve sorumluluk sözleşmesi bulunan serbest muhasebeci mali müşavir veya gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi tasdik sözleşmesi tam tasdik sözleşmesi bulunan yeminli mali müşavirler aracılığıyla da gönderilebilir. 9 Bildirimin yapılmasının ardından bildirimin hatalı veya eksik olduğunun anlaşılması durumunda bildirimin bu maddede belirtilen usullerde yeniden verilmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. Diğer hususlar ve cezai yaptırım MADDE 8 – 1 Gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimine konu edilen bilgilerin mükellefler tarafından, bildirimin verildiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren 5 yıl süreyle muhafaza edilmesi gerekmektedir. 2 Bu Tebliğde yapılan düzenlemeler kapsamında bildirilmesi gereken bilgileri bildirmeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olunur. 3 Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılacak araştırma, inceleme ve uluslararası bilgi değişimi ile vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından yapılacak araştırma ve incelemeler neticesinde, 4 üncü maddede yer verilen mükellef ve diğer kişilerin gerçek faydalanıcı bilgisine ilişkin hatalı kayıtların bulunduğunun tespit edilmesi halinde, gerekli cezai işlemlerin ve sicil kayıtlarında gerekli değişikliklerin yapılabilmesi amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığına bilgi verilir. İlk bildirim GEÇİCİ MADDE 1 – 1 Gerçek faydalanıcı bilgisi verme yükümlülüğü getirilen kurumlar vergisi mükellefleri dâhil bütün mükellefler ile diğer kişilerin, en geç 31/8/2021 günü sonuna kadar gerçek faydalanıcı bilgisini 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen form ile elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmeleri gerekmektedir. Yürürlük MADDE 9 – 1 Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 10 – 1 Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür. Kaynak İSMMMO Yasal Uyarı Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Verginin Konusu” başlıklı 1. Maddesinin 1/d fıkrasında İş Ortaklıklarının kurumlar vergisine tabi oldukları belirtilmektedir. Gene aynı Kanunun “Mükellefler” başlıklı 2 maddesinin 7. Fıkrasında ise; “İş ortaklıkları Yukarıdaki fıkralarda yazılı kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklıklarıdır. Bunların tüzel kişiliklerinin olmaması mükellefiyetlerini etkilemez.” İfadeleri bulunmaktadır. Maddede belirtilen “Yukarıdaki fıkralarda yazılı kurumların” ifadesinden, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Mükellefler” başlıklı maddesinde belirtilen, “Sermaye Şirketleri”, “Kooperatifler”, “İktisadi Kamu Kuruluşları” , “Dernek Veya Vakıflara Ait İktisadî İşletmeler”’ anlaşılması gerekmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Mükellefler” başlıklı 2 maddesinin 7. Fıkrasında sözü edilen İş Ortaklıkları ile ilgili Kanundaki gerekçesinde “Türkiye'nin dış dünya ile olan ekonomik ilişkilerinin artması sonucu iş ortaklığı şeklindeki kuruluşların sayısı giderek artmaktadır. Bu kuruluşlar kazanç paylaşımı amacıyla kurulan ortaklıklar olup, belli bir işin birlikte yapılmasını yüklenmektedirler. Bu noktada bir işin bölümlerini ayrı ayrı taahhüt eden yüklenen konsorsiyumlardan farklılaşmaktadırlar. Şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerin Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlarla veya Kanunun 2 nci maddesinde sayılanların kendi aralarında oluşturdukları adi ortaklıkların, istenilmesi halinde iş ortaklıkları olarak da Kurumlar Vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi imkanı getirilmiştir. Bu durumda söz konusu ortaklık tüzel kişiliğinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın Kurumlar Vergisi mükellefi sayılacaktır.” Açıklamaları bulunmaktadır. Bu durumda ; İş Ortaklığının Kurumlar Vergisi veya adi ortaklık olarak mükellefiyet tesis etmesi tamamen isteğe bağlı bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla iş ortaklıklarının yukarıda belirtilen Kurumlar Vergisi Kanunu’nun madde 2/7 deki ve Kurumlar Vergisi Kanunu 1 seri no lu genel tebliği deki şartları ihtiva etmeleri halinde istemeleri adi ortaklık mükellefiyetini seçebileceklerdir. Yani iş ortaklıkları, adi ortaklık veya kurumlar vergisi ortaklığını seçmede serbest bulunmaktadır. Aslında tesis edilen bu iş ortaklığı bir adi ortaklıktır. Adi ortaklık olmasından dolayı da tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Konsorsiyumdan farkı; her ortağın işin belli bir bölümünün yapımını yüklendiği konsorsiyumlar iş ortaklığı tanımı dışında kalmaktadır. Bu tür ortaklıklarda konsorsiyum her bir ortağın yapacağı işin yüklenim sözleşmesinde açıkça belirtilmesi zorunludur. Ancak, yüklenim sözleşmesinde belirtilmemekle beraber, ortakların kendi aralarında yapacakları sözleşme ile her bir ortağın yükleneceği işin belirlenmesi ve işveren idarece de bu sözleşmenin kabulü halinde, bu tür ortaklıklar da "konsorsiyum" olarak kabul edilecektir. İş ortaklıkları kazanç paylaşımı amacıyla kurulan ortaklıklar olup ortaklar, belli bir işin birlikte yapılmasını yüklenmektedirler. İş Ortaklığının adi ortaklık mükellefiyetini seçmesi durumunda şu işlemleri yapması gerekmektedir; Yasal defterler adi ortaklık adına tasdik ettirilecektir. Fatura ve Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen bütün belgeler adi ortaklık adına bastırılacaktır. Adi ortaklık adına bağlı bulunulun vergi dairesinde KDV ve Muhtasar Beyanname mükellefiyeti açtırılacaktır. Dikkat edileceği üzere adi ortaklığın kurumlar vergisi mükellefiyetini seçmesi durumunda adi ortaklık adına Kurumlar Vergisi mükellefiyeti açılması zorunlu iken, adi ortak mükellefiyetinin seçilmesi durumunda, yıllık geliri beyan etmek için bir hesap açılmamaktadır. Bu durumda iş bittiği zaman her ortak hissesine düşen kâr veya zararı kendi beyannamesine koyarak beyan edecektir. Bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik Kurumu şubesinde adi ortaklık adına hesap açtırılacaktır. ÖZELGELER GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı 06/01/2012 Konu İş ortaklıkları ve adi ortaklıklarda vergilendirme ve belge düzeni İlgide kayıtlı özel talep formunuz ve ekinde yer alan belgelerin incelenmesi neticesinde, Şirketiniz ile ... San. ve Tic. Ltd. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansına bağlı "..." işini ortak olarak üstlendiği belirtilerek; ortak olarak alınan bu iş ile ilgili yeni bir mükellefiyet tesis edilmesinin gerekli olup olmadığı eğer gerekli ise yapılacak işlemlerin neler olduğu, mükellefiyet tesis edilmesine gerektirecek bir durum bulunmaz ise bu işle ilgili alınan faturaların hangi şirket adına veya ne şekilde düzenlenmesinin gerektiği ayrıca, kar zarar hesabının hangi şirket üzerinden izleneceği ile stopaj vergilerinin hangi şirket üzerinden ödeneceği hususlarında Başkanlığımız görüşünün sorulduğu anlaşılmıştır. Kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılan iş ortaklıkları, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2'nci maddesinin yedinci fıkrasında; aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler şeklinde tanımlanmıştır. Adi ortaklıklar, Borçlar Kanunu'nun 520-541'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 520'nci maddesinde adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin, bir sözleşmeye dayanarak, ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmadığı gibi gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmaları da söz konusu değildir. Adi ortaklık olarak faaliyette bulunulması halinde, ortaklığa stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmektedir. Adi ortaklıkların ortaya çıkan kâr veya zararı, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilenmektedir. 1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin " İş ortaklıkları" ana başlığı altında yer alan;" Tanımı ve kapsamı", " Unsurları", " İşin bitiminde ortaya çıkan zararların durumu" alt başlıklı bölümlerinde konu ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Buna göre, Şirketiniz ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti arasında İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansına bağlı "..." işinin üstlenilmesi nedeniyle kurulan ortaklık adına, bağlı bulunulan vergi dairesi müdürlüğünden kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi talebinde bulunulmaması halinde, söz konusu ortaklık, adi ortaklık olarak nitelendirilecektir. Diğer taraftan Şirketiniz ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti arasında "..." işinin üstlenilmesi ile ilgili olarak, talep etmeniz ve aranılan şartlara haiz olmanız halinde sadece bu işle ilgili olarak kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilebilecektir. İş ortaklıklarında, katma değer vergisi mükellefiyetinin ortaklardan ayrı olarak tesis ettirilmesi; defter tutma, belge düzenleme, muhafaza ve ibraz ile beyanname verme ve vergi ödeme gibi ödevlerin de ortaklardan ayrı olarak yerine getirilmesi, gerekmektedir. Ayrıca, iş ortaklıkları Gelir Vergisi 94'üncü madde kapsamındaki işlemleri nedeniyle 98'inci madde kapsamında muhtasar beyanname vermek ve bu işlemlerden doğan vergi borçlarını ödemekle de mükelleflerdir. Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 229'uncu maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterilerinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır." olarak tanımlanmış olup, aynı Kanun'un 231'inci maddesinin 5 numaralı bendinde ise, "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla, iş ortaklığı şeklinde mükellefiyet tesis ettirilmesi durumunda iş ortaklığı tarafından, yüklenilen işin adi ortaklık statüsünde ifa edilmesi durumunda ise adi ortaklık tarafından fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesini rica ederim. Kaynak Erişim S *** GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı 62030549-120[65-2015/498]-58275 13/05/2016 Konu Adi ortaklık tarafından sürdürülen serbest meslek faaliyeti ve ticari faaliyetin vergilendirilmesi ve belge düzeni. İlgide kayıtlı özelge talep formunda; iki gerçek kişi birleşerek adi ortaklık kurduğunuz, tehlikeli madde ve güvenlik danışmanlığı faaliyetiyle uğraştığınız, aynı zamanda bu adi ortaklık üzerinden reklam ve organizasyon acentesi kurup ticaret yapacağınız belirtilerek, yapılacak faaliyetler nedeniyle serbest meslek kazancı olarak mı ticari kazanç olarak mı vergilendirileceğiniz, serbest meslek sayılması halinde serbest meslek makbuzunun ortaklık adına mı bastırılacağı, ortaklık adına serbest meslek makbuzu düzenlenmesi halinde yapılan tevkifatın nasıl mahsup edileceği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır. GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; "Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır. … Kolektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir. 66’ıncı madde hükmü mahfuzdur." hükmü ile ticari kazancın tarifi yapılmıştır. Aynı Kanunun 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Tahkim işleri dolayısiyle hakemlerin aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından yapılan serbest meslek faaliyeti neticesinde doğan kazançlar da, serbest meslek kazancıdır." hükmüne yer verilmiştir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır. Anılan Kanunun 66 ncı maddesinde ise “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez. Bu maddenin uygulanmasında … 3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler; … Bu işler dolayısiyle serbest meslek erbabı sayılırlar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, bir kimsenin serbest meslek erbabı olabilmesi için hem serbest meslek faaliyetinde bulunması hem de bu faaliyetini mutad meslek halinde yapması gerekmektedir. Diğer taraftan, söz konusu maddede serbest meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılmasının bu vasfı değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla serbest meslek erbabı olan bir kimsenin aynı zamanda ticari kazanç geliri elde etmesi onun serbest meslek erbabı olma niteliğini değiştirmemektedir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, serbest meslek faaliyetinde bulunan adi ortaklıklarda, ortaklar bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılmakta olup tehlikeli madde ve güvenlik danışmanlığı faaliyetinin adi ortaklık halinde sürdürülmesi durumunda elde edilecek kazanç serbest meslek kazancı olacaktır. Diğer taraftan, adi ortaklık adına yapılan gelir vergisi tevkifatları adi ortaklığın ortakları tarafından hisseleri oranında gelir vergisinden mahsup edilebilecektir. Ayrıca, adi ortaklık olarak yapılacak reklam ve organizasyon faaliyeti nedeniyle elde edilecek kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde de; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmemiş olan faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek, satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun ''Makbuz Mecburiyeti'' başlıklı 236 ncı maddesinde ise serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, serbest meslek faaliyetinde bulunan adi ortaklıklarda, ortaklar bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılmaktadır. Bu nedenle, serbest meslek faaliyetinin adi ortaklık olarak sürdürülmesi halinde, mesleki faaliyetlerinize ilişkin her türlü tahsilat için, ortaklık adına anlaşmalı matbaalara bastıracağınız ya da notere tasdik ettireceğiniz serbest meslek makbuzunun tanzim edilmesi gerekmektedir. Öte yandan ticari kazanç kapsamında yapılan reklam ve organizasyon faaliyetleri nedeniyle, adi ortaklık adına fatura bastırılması ve bu faaliyetler kapsamında yapılan mal teslimleri ve/veya hizmet ifaları için teslim ve/veya ifa tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesini rica ederim. Kaynak Erişim S Bir adi ortaklık anonim veya limited şirkete dönüştürülebilir mi?Yeni Ticaret Kanunuyla getirilen önemli düzenlemelerden biri de ticari işletmelerin dönüştürülebilmesine olanak sağlanmış olmasıdır. Bu düzenleme eski Ticaret Kanununda yer almayan bir düzenleme olup, örneğin adi şirketlerin anonim veya limited gibi şirketlere dönüşmesine imkan tanınmaktadır. Bugünkü yazımızın konusunu bir adi ortaklığın ya da bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği meselesi Ticaret Kanununun 194’üncü maddesi uyarınca;Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu hâlde devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak hükümlere ilişkin 191 ilâ 193 üncü madde hükümleri kıyas yoluyla ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler kıyas yoluyla ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de işletme ne demektir?Bu düzenleme uyarınca ticari işletmenin ne demek olduğu önem arz etmektedir. Ticari işletme ise Yeni Ticaret Kanununun 11’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan ortaklıklar bir ticaret şirketiyle birleşebilecekler midir?Yeni Ticaret kanununun 194’üncü maddesine göre, 11’inci madde uyarınca adi ortaklıkların ticari işletme vasfını taşıması halinde bir ticaret şirketi tarafından devralınmak suretiyle bir anonim veya limited şirketle birleşmesi mümkün ortaklıklar tür değiştirebilecekler midir?Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir. Tür değiştirmede ise, bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin madde ile bir ticari işletmenin tür değişikliği mümkün hale gelmiştir. Yani bir adi ortaklığın tür değiştirerek anonim veya limited şirkete dönüşmesi mümkün hale vergisel boyutu ise sonraki yazımızda ele

adi ortaklık mı limited şirket mi